Anayasa Mahkemesinin Dinlerarası Evlilik Davasını Reddetme Nedenleri


‎Anayasa Mahkemesi veya Anayasa Mahkemesi, dinlerarası evliliklere ilişkin davayı 1974 tarihli 1 Sayılı Evlilik Kanununa aykırı olarak reddeder. Bu karar Mahkeme tarafından 2 Şubat 2026 Pazartesi günü yapılan duruşmada okundu.

3 Şubat 2026 Salı günü kararın bir nüshasında aktarıldığı üzere Anayasa Mahkemesi Başkanı Suhartoyo, “Yargılamak için başvuru sahibinin başvurusunu bütünüyle reddedin” dedi.

Dinlerarası evlilik davası Muhamad Anugrah Fermansyah tarafından açıldı. Mahkeme, başvurucunun açtığı davanın temelde evliliğin geçerliliğiyle ilgili olduğu görüşündedir.

Mahkeme, bu evliliğin geçerliliğinin çeşitli davalarda sürekli olarak reddedildiğini belirtti. Bunlar arasında 68/PUU-XII/2014 Sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, 24/PUU-XX/2022 Sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ve 146/PUU-XXII/2024 Sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı yer almaktadır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bu davada sunduğu iddiaların aslında diğer başvurulardan farklı olduğunu söyledi. Ancak Anayasa Mahkemesi bu davanın özünde farklı olmadığı görüşündedir.

Bu nedenle Mahkeme, bu son dilekçenin iddialarını değerlendirirken, daha önce karara bağlanan davanın mutatis mutandis olarak geçerli olduğunu beyan eder. MK’nin değerlendirmesinde, “Mahkeme’nin şu ana kadar söz konusu hukuki kararı değerlendirirken takındığı tutuma ilişkin güçlü ve temel gerekçeleri bulunmamaktadır.” ifadesine yer verildi.

Farklı bir görüş ifade eden bir yargıç vardı veya muhalif görüş bu dinler arası evlilik davasında. Yargıç Guntur Hamzah, başvuranın dilekçesinin hukuki dayanağının bulunmadığının ilan edilmesi gerektiğini düşündüğünden farklı görüşte olmuştur. Dinlerarası evlilik davasının kabul edilmemesi, reddedilmemesi gerektiğini söyledi.

Başvurucu, davasında, 1974 tarihli ve 1 Sayılı Evlenme Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği gibi dinlerarası evliliklerin tescilinde belirsizlik ve çok görevlilik olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu maddenin hukuki belirliliğin kaybına yol açtığı değerlendirilmektedir.

Başvuran, bu hükmün kendisinin farklı dinden bir partnerle evlenmesine engel olduğunu söyledi. Müslüman olan Anugrah, son iki yıldır Hıristiyan bir kadınla ilişki yaşıyor.

Ona göre içinde bulunduğu dinler arası ilişki, birbirinin inançlarına karşılıklı saygı gösterilmesiyle gerçekleşir. Her ikisi de evlenmeye kararlıdır.

Ancak yasadaki evliliğe ilişkin hükümler nedeniyle evlilik planlarının sekteye uğradığını belirtti. Evliliğin her din ve inancın kanunlarına göre yapılması halinde geçerli olduğunu belirten 2. maddenin 1. fıkrasına atıf yaptı.

Anugrah, bu maddenin uygulanmasının farklı dinlere mensup çiftlerin evliliklerini tescil etmesinin yasaklanması olarak yorumlandığını söyledi. Açtığı davada, Anayasa Mahkemesi’nden, bu maddenin mahkemenin farklı dinlerden çiftlerin evlilik kaydı başvurularını reddetmesine hukuki dayanak olarak kullanılmadığının beyan edilmesini istedi.



Kaynak bağlantısı